|
ALAÇATI'nın Tarihçesi... |
16 y.y'da Anadolu'nun
dış ticaret kapısı Çeşme yöresiydi. Özellikle Cenevizli tüccarlar
Çeşme'nin karşısındaki Sakız adasına yerleşmişlerdi. Sakız Adası 1556 'da
Osmanlı'ların eline geçince Çeşme ticari üstünlüğünü; o döneme kadar
yalnızca Batı Anadolu ürünlerinin satıldığı, küçük bir ticaret merkezi olan
İzmir'e kaptırdı. Anadolu'nun başlıca ipek üretim merkezi olan Bursa yöresinin ipekleri eskiden
Çeşme yoluyla Sakız adasına gönderilirken tüm ticaret merkezi
İzmir oldu. |
1850'li
yıllarda Güneyi bataklık olan Alaçatı; zamanın Sadrazamının “Bataklığı kurutun!”
Buyruğuyla Alaçatı'nın Güneyindeki tabii limana ulasan bir kanal
açılır. Ovalardan büyük hendeklerle drenaj sağlanarak
bataklık kurutulur. Açılan kanal daha sonraları gemilerin yanaştığı bir liman olur. Bu
çalışmaya zamanın mimari Hacı Memiş Ağa önderlik eder ve adalardan imar işinde
çalışmak üzere Rum işçiler getirtir. Gelen Rum işçiler Alaçatı Limanının 1000 m kuzeyinde yeni Alaçatı'yı inşa ederek yerleşirler. İşleyebilecekleri tarlaları olmadığı için, büyük toprak sahibi Türkler tarlalarını tesis edip işletmek ve bir süre sonra devretmek koşuluyla Rumlara verirler. Bir anlamda bu, yap-işlet-devret modelidir. İşletme sahibi Rumlar Alaçatı'da bağcılığı geliştirirler. |
| |
Günümüzden
yüzyıl önce Alaçatı'dan şarap dış ülkelere ihraç edilir.
Alaçatı şarabı dünyanın kaliteli şarapları arasında yerini alır. Bu yüzden
Alaçatı kiliselerinin en önemli süsleme figürleri üzüm
salkımlarıdır. 1873 yılında Alaçatı'da Belediye teşkilatı kurulur. Takriben 19. yy 'dan önce
Alaçatı ve çevresinde, Çeşme, Köste, Çiftlik,
Ovacık vs. ile birlikte 45 bin kişi yaşamaktadır. Bu nüfusun 40 bini Rum geriye kalan
beş bini Türklerdi.
|
Hilmi Uran 1914'te
Çeşme'ye Kaymakam olarak tayin edilir. Göreve başladığından bir iki ay sonra Balkanlar'dan özellikle Yugoslavya, Makedonya, bölgelerinden ilk göçmenler gemi ile
Çeşme'ye gelir. Göçmenlerin gelişi Rumlar arasında panik
yaratır, ve kısa zaman içinde bölgeyi terk ederler. Yugoslavya'dan gelen bu göçmenler
Alaçatı'da iskân edilir. Bağcılığa yabancı olan göçmenler
şarapçılığı hiç bilmezler. Selanik'ten Makedonya'nın Karacaova bölgesinden ve Girit,
İstanköy gibi adalardan mübadil göçmenler gelir.
Alaçatı'da tütüncülüğün gelişmesini sağlarlar. Tütün, kavun
yetiştiriciliği ve hayvancılık 1980'li yıllara Alaçatı'yı taşıyan
unsurlardır. Daha sonra tarım üretiminin yerini esnaflık,
kısmen balıkçılık ve turizm almıştır.
|
ALAÇATI'nın Doğal Yapısı ve Termal Su |
Batısında Çeşme'ye sınır Karadağ sönmüş bir yanardağ olup zengin termal kaynaklara sahiptir. Bucak merkezinin
civarında, yağmur sularını taşımaya yarayan küçük dere
yatakları bulunur. Alaçatı ovalarından Buca ovası üzerine kurulan
Alaçatı - Kutlu Aktaş içme suyu barajı 1998 yılında hizmete
girmiştir. Yörenin tarıma elverişli topraklarında özellikle zeytin, anason,
soğan ve enginar üretilmektedir. Ayrıca Alaçatı Türkiye'nin tek
sakız ağacı bahçesine sahiptir. Güneyinde doğal Alaçatı
Limanı, devamlı esen rüzgârına rağmen dalgasız denizi ile dünyada surf yapmaya
elverişli önemli merkezlerden biridir. Yöre Akdeniz ikliminin tüm özelliklerini
taşımaktadır. Kışları yağışlı - ılıman, yazları sıcak ve kurak geçmektedir.
Alaçatı nüfusu da mevsimine göre değişir. Kışlık nüfus 10000 iken
yazları 60000–70000'i bulmaktadır.
|
| Termal su insan sağlığına faydalı ve tedavi edici özelliğe sahip. Değişik oranlarda minerallere sahip termalin insan sağlığına faydalı ve tedavi edici özellikleri var... Termal su ve özel bitkilerin karışımı ile hazırlanan bitki banyoları, vitamin eksikliğine bağlı kemik, eklem ve iskelet sistemi rahatsızlıklarına çok iyi geliyor. |
|
Alaçatı'dan resimler için tıklayınız... |
|